
Aylar boyunca karla kaplıymışçasına beyaz ve durgun. Kimi alanlarda pembe ve kırmızının en güzel tonları göze çarpıyor. Öyle geniş, büyük ve uçsuz bucaksız ki, sessizliğini ne var güçleriyle çalışan işçiler, ne de her yıl konuğu olan on binlerce kuşun ötüşü bozabiliyor Çamaltı Tuzlası'nın Türkiye'nin bu en büyük deniz tuzlasını Gediz Nehri, binlerce yıl boyunca Anadolu'nun içlerinden kıyılara taşıdığı alüvyonlarla oluşturmuş. 20. yüzyılın başlarına dek bugünkü tuzlanın güneyine akan Gediz, bu arada iki kez kuzeye doğru yatak değiştirmiş ve şimdiki konumuna ulaşmış İzmir Körfezi'nin kuzeyinde yer alan ve tuzla olarak işletilen bölümü 58 kilometrekarelik bir alanı kapsıyor. Çamaltı Tuzlası'nın güneydoğusunda ise göçmen kuşlar açısından çok önemli olan ve üç bin hektara yayılan tuzlu bataklıklar bulunuyor.
Uzak geçmişi MÖ 250-300 yıllarına dayanan ve yüzyıllar boyunca sahil gölcüklerinde biriken tuzların ilkel yöntemlerle toplanarak işlendiği Çamaltı Tuzlası'nın bugünkü kapasitesi 550 bin ton. İlk kez Makedonyalılar tarafından kullanılan tuzla, Selçuklular ve Osmanlılar döneminde de sürekli işletilerek geliştirildi. 1671-1672 yıllarında yöreyi gezen Evliya Çelebi'nin 'Seyahatname'sinde ise adı Tuzla-i Melemeniye olarak geçiyor. Padişah Abdülmecid zamanında özelleştirilen tuzlada üretilen tuzun binlerce deve ile Balıkesir, Aydın ve Afyon bölgelerine gönderildiği biliniyor. O dönemde padişah tuzu üretenlerden de vergi alıyormuş. 1863'de İtalyanların aldığı tuzla 1933'de Tekel Genel Müdürlüğü'ne devrediliyor ve yıllar içinde gelişerek bugünkü halini alıyor.
Çamaltı Tuzlası'nda bugün de üretim güneş sayesinde deniz suyunun buharlaştırılmasıyla gerçekleştiriliyor. Üretim süreci mart-nisan aylarında deniz suyunun pompalarla soğuk su havuzlarına alınmasıyla başlıyor.
Buharlaştığında yoğunluğu artan deniz suyu önce sıcak su havuzlarına daha sonra da kristalizasyon havuzlarına aktarılıyor. İşte bu aşamada deltada sonsuz beyazlık ve maviliğin ortasında görülen pembe ve kırmızı renkler ortaya çıkıyor. Sıcak su havuzlarında pembeleşen suyun rengi kristalizasyon havuzlarında kırmızıya dönüşüyor.
Deniz suyuna bu renkleri, bu tuzluluk oranında yaşamını sürdüren halofilik bakteriler veriyor. Bu yararlı canlılar organik maddeleri tüketip suyu berraklaştırarak tuz üretimine yardımcı oluyor. Ağız tadının en temel maddesi tuzun oluşumu ise 90-100 günü buluyor. Eylül başında havuzlardaki kalınlığı 15 santimi bulan tuz, 2.5 aya kadar varabilen bir süre içerisin depolanıyor.
Mevsimlik işçilerin kazma kürekle çıkarıp vagonetlere yüklediği tuz, şimdilik raylı sistemle yığın yerine götürülüyor.
Çamaltı Tuzlası'nda üretilen tuzun yanı sıra havuzlarda tuzla karidesi yumurtaları da bulunuyor. Tuzlalardaki biyolojik dengenin kilit organizması olan ve Artemia salina adı verilen bu kabuklu canlı akvaryum balığı üreticilerinden yoğun talep alıyor. Artemia salina suyu filtre ederek besleniyor ve böylelikle temizlikle berraklığı sağlıyor. Bu canlı, tuzlanın sembolü flamingo kuşlarının da eşsiz besin kaynağı.Çamaltı Tuzlası içerdiği birbirinden farklı, ama uyumlu değerleriyle binlerce yıldır tuzuyla hem insanları, hem de ona koşan tüm canlıları besliyor.
Çamaltı Tuz İşletmesinde 32.382.000 m2 alana yaygın evaparasyon havuzları ve 3.148.491 m2 alana yaygın 77 adet kristalizasyon havuzu bulunmaktadır. 2008 yılında üretim hedefi 500.000 ton olarak verilmiş, 596.561 ton üretim elde edilmiş olup, programa göre %119,33 oranında gerçekleşme görülmüştür
2008 yılında 511761.380 kg ham tuz satışı gerçekleşmiş olup 537443.334 kg da 2009’a stok olarak devredilmiştir. 2008 yılında çalışan personel sayısı (Üretim sezonunda) 1 memur, 29’u güvenlik olmak üzere 41 sözleşmeli personel, 154 daimi işçi ve üretim dönemi itibarıyla 1292 kampanya işçisi çalışmıştır.
Üretim Akış şeması aşağıdaki gibidir :
